Digitürk klasiği iptal işkencesi

Her zaman olduğu gibi ve hepimizin bildiği -yaşadığı- gibi ülkemize, insanımıza özgü “çakal tüccarlık” zihniyeti hiç değişmeye niyetli değil. Buna özgün fikirler yaratma yerine kopyalamanın getirdiği rahatlığı da ekleyin tabi. Çünkü biz çakma Lacoste, Levi’s ve bilimum çakma işi gayet normal tüccarlık olarak görmeye de devam eden bir toplumuz.

Dolayısıyla “orjinalinden çakma iş modelleri” ve “çakal tüccarlık” zihniyeti her daim kullanımımıza sunulmaya devam ediyor ve edecek de.

Lafı fazla uzatmadan Digitürk ile ilgili konuyla durumu açıklayayım.

Üye olunması ve okunması mümkün olmayan bir sözleşme, bir kaç dakika… kurulumu en fazla yarım saat süren bir “hizmet”…
İptal edilmesinin de mantıken en fazla bu kadar sürmesi gerekir…
Hatta Digitürk Online İşlemler sayfasından bunun mümkün olması gerekir…
Ama bundan da önemlisi teknik hizmet numaralarına birilerinin cevap veriyor olması gerekir… değil mi? 🙂

Ancak aksine, -çakallık da bu ya- 473 73 73’ten aramanız, sizi ilgilendirmeyen reklam, tanıtım, ek kanal önerileri ve her opsiyonu tek tek dinleyip bir labirentin içinden dakikalarca tuş basmanız ve tabi şanslı gününüzdeyseniz bir insanla konuşup ondan sadece neleri fax ile göndermeniz gerektiğini öğrenirsiniz.

Fax ile… Fax ile çakallık. Herkesin evinde fax var tabi.

Dağınık anlatabiliyorum çünkü bu da çakallığın bir parçası. Çünkü girift bir hal almış çakallıklar peşpeşe olunca.

Siteden baktığınızda aslında telefonda anlatılanları belirten bir yazı var; ancak telefonda istenen iptal dilekçesinin örneğine dair link kopuk yani örneği indiremiyorsunuz. Digitürk abonesinin ölümü durumunda ne yapılması gerektiğine dair zaten bir bilgilendirme yok.

Teknik servis numarasını tamamen es geçin. Açan yok. Yine yakalabilir de sorarsanız 473 73 73’ten iptal etmek istediğinizde “HEMEN” teknik hizmet iletebileceklerini söylüyorlar.
İnanmayın.

Günümüzde fax şirketler dışında -ki orada bile yok artık- kullanılmamasına rağmen. Herşey e-posta ve/veya formlar yoluyla halledilebiliyorken yaptığı iş içinde büyük oranda teknoloji barındıran devasa bir şirketin abone alırken son derece hızlı akan işlemlerini, abonesi iptal talep ettiğinde telefon kurnazlıkları ile uğraştırıp fax ile iptal dilekçesi yollamasını istemesini çakallık değil de başka ne ile açıklanabilir?

Sene, 27 gün kalmış… 2019. Kafalar, zihniyet, ahlaksızlık aynı. Bu sadece Digitürk’e özgü değil. Biz insan olarak kültür olarak gelişemiyoruz. Ya yerimizde sayıyoruz yada geri gidiyoruz. Olumlu anlamda bir ileri gidiş yok.

Yeni abonelik veya abonelik iptal işlemlerinin Digitürk Online İşlemlerinden bir form girişi, döküman ekleyerek gönderim sağlanabilir değil mi?

Bu denli büyük ve yıllardır servis veren bir firmanın oldukça kolay entegre edebileceği özellikleri bu kadar sene içinde hiç eklememiş, yenilememiş, modernize etmemiş olması çakallıktır.
Amaç hizmet sağlamak değildir.
Amaç hemen abone et, abonelik fiyatını zaman içinde -kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak kaynatmak- gibi hissetirmeden arttır. Abone bırakmak istediğinde de aboneyi telefonla, dilekçe ile cebelleştirerek bıktırma politikası uygula. Hatta zamana yay, arada elemanlarını arattır ve çeşitli cinliklerle abonelikten çıkmasını engelle.

Bu ülkede bu kafalara böyle bir kültüre, ahlaksızlığa ve karaktere sahip insanlarla yüksek teknoloji mi? 🙂

Eylül geyikleri

Bitmedi bu ülkenin Eylül geyikleri. Gitmişsin tatile dinleniyor veya dinlenmiyorsun. Dileyen kalabalıkta takılıyor, kimisi sakinlik arıyor. Sonra birdenbire karşına biri çıkıyor, “Bodrum’un en güzel zamanı Eylül” diye başlıyor geyiğe. Çeşme’de taş evde mavi tunikli bir kadın önünde damla sakızlı kahvesinden bir yudum alıp damla sakızlı kukisinden bit ısırık kopardıktan sonra karşındakine “Çeşme nin en iyi zamanı Eylül” diyor, diyor da bize ne demek istiyor? Antalya eylül’de yıkılır? Erzurum eylül’de bambaşka, çamlıhemşin nefes kesici… Bir de bunun yurtdışı ayağı var. Paris’e eylül’de gideceksin, Milano’yu eylül’de seveceksin, Barselona’yı eylül’de göreceksin. Bu Eylül ayı sapkınlarını anlamıyorum, çözemiyorum bu yüzden Eylül’lerden nefret ediyorum.